Bakara (2) Ayet: 110
Allah-u Taâla buyuruyor ki:
(و أقيموا الصلاة و آتوا الزکاة و ما تقدِّموا لأنفسکم من خير تجدوه عند الله انّ الله بما تعملون بصير )
110- Namaz kılın, zekât verin. Kendiniz için; Önceden ne hayırda bulunursanız onu, Allah katında bulursunuz. Şüphe yok ki Allah, yaptıklarınızı görür.
En’am (6) Ayet: 71 Ve 72
Allah-u Taâla buyuruyor ki:
( قل إنّ هدي الله هو الهدي و أمرنا لنسلم لرب العالمين و أن أقيموا الصلاة و اتقوه و هو الذي اليه تحشرون ) .
71- De ki: Allah'ı bırakıp da bize ne faydaları dokunan, ne zararları erişen şeylere mi ibâdet edelim ve Allah bize doğru yolu gösterdikten sonra tekrar geriye mi dönelim, hani Şeytanların şaşırtıp sersem bir halde çöle düşürmek istedikleri adam gibi, halbuki arkadaşları, bize gel diye onu doğru yola çağırıp durmadadır. De ki: Şüphe yok ki Allah'ın gösterdiği yoldur doğru yol ve bize, âlemlerin Rabbine teslîm olmamız emredildi.
72- Namaz kılın ve Tanrıdan çekinin dendi ve o, öyle bir Tanrıdır ki varıp toplanacağınız yer, onun tapısıdır.
Enfal (8) Ayet: 2-4
Allah-u Taâla buyuruyor ki:
( انما المؤمنون الذين اذا ذکر الله وجلت قلوبهم و اذا تليت عليهم آياته زادتهم ايماناً و علي ربِّهم يتوکلون * الذين يقيمون الصلاة و مما رزقناهم ينفقون أولئک هم المؤمنون حقاً لهم درجاتٌ عند ربِّهم و مغفرة و رزق کريم ) .
2- İnananlar, ancak onlardır ki Allah anılınca yürekleri titrer, onlara âyetleri okununca da inançlarını arttırır ve Rablerine dayanırlar.
3- Onlardır ki namaz kılarlar ve rızıklandırdığımız şeylerin bir kısmını harcarlar.
4- Onlardır gerçek inananlar, onlarındır Rableri katında dereceler, yarlı-ganma ve dâimî, bitmez-tükenmez rızık.
Tevbe (9) Ayet: 71
Allah-u Taâla buyuruyor ki:
و المؤمنون و المؤمنات بعضهم أولياء بعض يأمرون بالمعروف و ينهون عن المنکر و يقيمون الصلاة و يؤتون الزکاة و يطيعون الله و رسوله أولئک سير حمهم الله إنّ الله عزيز حکيم
71- Erkek ve kadın müminler, birbirlerinin yardımcısıdır; iyiliği emrederler, halkı kötülükten vazgeçirmeye çalışırlar, namaz kılarlar, zekât verirler, Allah’a ve Peygamberine itaât ederler. Allah’ın rahmet edeceği insanlar, bunlardır. Şüphe yok ki Allah üstündür, hüküm ve hikmet sâhibidir.
Hacc (22) Ayet: 40-41
Allah-u Taâla buyuruyor ki:
( و لو لا دفع اللهِ الناسَ بعضهم ببعض لهُدّمت صوامع و بيع و صلوات و مساجد يُذکر فيها اسم الله کثيراً و لينصرنّ الله من يَنصره بالمعروف و نهوا عن المنکر ولله عاقبة الامور ) .
40- O kişilerdir onlar ki ancak Rabbimiz Allah'tır dediklerinden dolayı haksız olarak yurtlarından çıkarıldılar ve eğer Allah, insanların bir kısmını bir kısmıyle defetmeseydi, içlerinde Allah adının çok anıldığı manastırlar da yıkılırdı, havralar da, kiliseler de, mescitler de ve Allah, kendisine yardım edene mutlaka yardım eder; şüphe yok ki Allah, kuvvetlidir, üstündür.
41- O kişilerdir onlar ki onları yeryüzünde yerleştirdik mi namaz kılarlar, zekât verirler, iyiliği emrederler, kötülükten vazgeçirmeye çalışırlar ve bütün işlerin sonucu, Allah'a varır.
Hacc (22) Ayet: 78
Allah-u Taâla buyuruyor ki:
( و جاهِداوا في الله حقَّ جهاده هو اجتباکم و ما جعل عليکم في الدين من حرج ملة أبيکم ابراهيم هو سمّاکم المسلمين ... فأقيموا الصلاة و آتوا الزکاة و اعتصموا بالله هو مولاک فنعم المولي و نعم النصير ) .
78- Ve Allah için hakkıyla savaşın. O seçti sizi ve dinde bir güçlük vermedi size; babanız İbrâhim'in dini. O mâbuttur daha önce ve bu Kur'ân'da size Müslüman adını takan, Peygamber, size tanık olsun, siz de insanlara tanıklık edin diye. Artık namaz kılın, zekât verin ve sarılın Allah'a, odur dostunuz; ne de güzel dosttur, ne de güzel yardımcı.
Nur (24) Ayet: 56
Allah-u Taâla buyuruyor ki:
( و أقيموا الصلاة و آتوا الزکاة و أطيعوا الرسول لعلکم ترحمون ).
56- Ve namaz kılın, zekât verin ve Peygambere itâat edin de acınmışlardan olun.
Neml (27) Ayet: 2-3
Allah-u Taâla buyuruyor ki:
( هديّ و بشري للمؤمنين الذين يقيمون الصلاة و يؤتون الزکاة وهم بالآخرة هم يوقنون ) .
2- Doğru yolu gösterir ve müjdedir inananlara.
3- O inananlara ki namazlarını kılarlar, zekâtlarını verirler ve onlardır âhi-rete adamakıllı inananlar
Şûrâ (42) Ayet: 38
Allah-u Taâla buyuruyor ki:
( و الذين استجابوا لربهم و أقاموا الصلاة و أمرهم شوري بينهم و مما رزقناهم ينفقون ) .
38- Ve Rablerinin dâvetine icâbet edenlere ve namaz kılanlara ve işlerini, aralarında danışarak yapanlara ve onları rızıklandırdığımız şeylerin bir kısmını ayırıp yoksulları doyuranlara, hayra harcayanlara.
Meaâric (70) Ayet: 19-24
Allah-u Taâla buyuruyor ki:
( انّ الانسان خُلق هلوعا * اذا مسّهُ الشّر جزوعا * و اذا مسّه الخير منوعا * الّا المصلّين الذين هم علي صلاتهم دائمون * والذين في أموالهم حق معلوم ) .
19- Şüphe yok ki insan haris yaratılmıştır.
20- Bir şerre uğrarsa bağırır, sızlanır.
21- Ve bir hayır elde ederse vermez, kıskanır.
22- Ancak müstesnâdır namaz kılanlar.
23- Öylesine kılanlar ki namazlarını dâimâ kılarlar.
24- Ve öyle kişilerdir onlar ki mallarında malûm bir hak var.
Müzzemmil (73) Ayet: 20
Allah-u Taâla buyuruyor ki:
( فاقرأوا ما تيسّر منه و أقيموا الصلاة و آتوا الزکاة و أقرضوا الله قرضاً حسناً و ما تقّدموا لأنفسکم من خير تجدوه عند الله هو خيراً و أعظم اجراً و استغفروا الله انّ الله غفور رحيم )
20- Şüphe yok ki Rabbin daha iyi bilir, gerçekten de senin, gecenin üçte ikisinden ve yarısından daha az ve bâzı vakitlerde de üçte biri kadar bir zamânında kalktığını ve seninle berâber bulunanların bir bölüğünün de kalktıklarını ve Allah, gecenin ve gündüzün vakitlerini ölçer; bilmiştir ki siz, onu lâyıkıyla hesaplayamazsınız, bu yüzden de tövbenizi kabûl etmiştir, artık, Kur’ân'dan, kolay geleni okuyun; bilmiştir ki sizden hastalar bulunabilir ve bir başka kısmınız da Allah'ın lütfünü, ihsânını elde etmek için yeryüzünde yolculuk eder ve başka bir bölük de Allah yolunda savaşır, artık, ondan, kolay geleni okuyun ve kılın namazı ve verin zekâtı ve Allah'a, güzel bir borç verin ve kendiniz için, önceden ne hayır yaparsanız ondan daha hayırlısıyla ve mükâfat bakımından daha büyüğüyle bulursunuz onu Allah katında ve yarlıganma dileyin Allah'tan ve şüphe yok ki Allah, suçları örter, rahîmdir.
Müddessir (74) Ayet: 40-47
Allah-u Taâla buyuruyor ki:
( في جَنت يتساء لون * عن المجرمين * ما سلککم في سقر * قالوا لم نُک من المصلّين * و لم نُک المسکين * و کنّا نخوضُ مع الخائضين * و کُنا نکذِّب بيوم الدين * حتي أتانا اليقين ) .
40- Cennetlerdedir onlar, soralar, konuşurlar.
41- Mücrimlerin hâlinden.
42- Nedir derler cehenneme sokan sizi?
43- Derler ki: Namaz kılmazdık.
44- Ve yoksulu doyurmazdık.
45- Ve boş lâflarla azgınlığa dalanlarla biz de dalardık.
46- Ve cezâ gününü yalanlardık.
47- Bize ölüm gelip çatıncaya dek.
Mü’minun (23) Ayet: 1-2
Allah-u Taâla buyuruyor ki:
قد أفلح المؤمنون الذين هم في صلاتهم خاشعون
1- Gerçekten de kurtulmuşlardır, muratlarına ermişlerdir inananlar.
2- Öyle kişilerdir onlar ki namazlarını gönül alçaklığıyla kılarlar.
A’raf (7) Ayet: 29
Allah-u Taâla buyuruyor ki:
قُل أمَر ربّي بالقسط و أقيموا وجوهکم عند کل مسجد و ادعوه مخلصين له الدين کما بدأکم تعودون
29- De ki: Rabbim, adâletle hareket etmemi emretti bana ve her secde yerinde, her namazda yüzünüzü kıbleye döndürün, inancınızda, ibâdetinizde hâlis olup ona bağlanarak kulluk edin nasıl sizi o yarattıysa, meydana getirdiyse gene öylece dönüp onun tapısına varacaksınız.
Beyyine (98) Ayet: 5
Allah-u Taâla buyuruyor ki:
( و ما أُمروا الّا ليعبدوا الله مخلصين له الديين حنفاء و يقيموا الصلاة و يؤتوا الزکا و ذلک دين القيّمة ) .
5- Ve ancak özleri hâlis olarak ve onun gerçek dînine uyarak Allah'a kulluk etmeleri emredildi onlara, doğru olmaları emredildi ve namaz kılmaları ve zekât vermeleri ve işte budur hükümleri sâbit doğru kitaplardaki din de.
“Şüphesiz ki bu Kur'an en doğru yola iletir.” (17/9)
Kur’ân okumayı belli zamanlara hasretmek, günün-gecenin belli saatlerinde Kur’ân okumaya, tefekkür ve tezekkür etmeye, akledip fıkhetmeye özen göstermek elbette güzel. Nazım Özdemir kardeşimin hatırlattığı gibi, kendisine şahitlik edilen Fecir Kur’ân’ını (İsra 17/78) okumayı ya da Kıyâmü’l-Leyl’de tertîl üzere; dura dura, sindire sindire Kur’ân okumayı (Müzzemmil 73/1,4) bir hayat prensibi edinmek daha da güzel. Ancak, Kur’ân okumayı belli vakitlerle sınırlamayıp her zaman ve her fırsatta; evde, yolculukta, tatilde, piknikte.. Kur’ân’ı elimizden bırakmamak, Kur’ân’la birlikte seyahat etmek, onunla oturup onunla kalkmak, onunla yorulup onunla dinlenmek; hasılı yürüyen hayatın akışı içinde Kur’ân’la beraber yürümek, onu “yol haritası” edinmek, “yürüyen Kur’ân” olmak zorundayız.
Yaz aylarında hayatımız bir başka türlü hareketleniyor. Tebdil-i mekan, farklı bir imkan ve farklı bir zaman fırsatı da sunuyor insana. Farklı mekanlarda ve zamanlarda okunan Kur’ân, insanı başka başka ufuklara taşıyor. Dinlenirken Kur’ân’la “dinlenmek” de bu fırsatlardan biri...
Farklı zaman ve mekanlarda Kur’ân okurken kısa notlar almak, kendimizce vurucu/çarpıcı cümlelerin altını çizmek de güzeldir. Altını çizdiğimiz cümlelerle, aslında yol haritamızı da çizeriz:
Daha yolun/yolculuğun ilk adımında, Kur’ân bizi ontolojik boşluğa düşmekten kurtarır:
“Biz göğü, yeri ve ikisi arasında bulunanları boşuna yaratmadık.” (Sâd 38/27)
“Biz göğü, yeri ve ikisi arasında bulunanları oyun/eğlence olsun diye yaratmadık.” (Enbiya 21/16)
Evet, gök, yer ve ikisi arasında bulunan varlıkların hiç biri boş yere yaratılmadı.
Sadece kendisinin değil göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların yaratılış hikmetini kavrayamayan insan ontolojik boşluğa düşer. Ontolojik boşluk ise varlığı ve hayatı anlamsız kılar.
Yarattığı varlıkların ve insanın yapısal özelliklerini en iyi bilen Rabbimiz, peygamberleri aracılığı ile gönderdiği vahiyle insanoğlunun elinden tutar; ona beşikten-mezara izleyeceği yol haritasını gösterir.
“Yaratan (yarattığını hiç) bilmez mi? O Latîf’tir (her gizliyi bilir) ve Habîr’dir (herşeyden haberdardır).” (Mülk 67/14)
Kur’ân-ı Hakîm, bazı sûrelerin başında ve sık sık kainattaki muazzam düzene dikkat çekerek her şeyin belli bir amaç için yaratıldığını ve bütün varlıkların kendilerine çizilen yörüngeler ve yol haritaları üzre hareket ettiklerini (tesbîh) hatırlatır:
“Göklerde ve yerde olanların hepsi Allah’ı tesbîh ederler.” (57/1; 59/1, 24; 61/1; 62/1; 64/1; 17/44...)
“Geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratan O’dur. Her biri bir felekte/yörüngede yüzmektedirler (yesbehûne).” (21/33; 36/40)
Varlıklar alemi, ister istemez Allah’a ve O’nun koyduğu kurallara boyun eğmiş olup O’nu hamd ile tesbih etmektedirler. Allah’a kulluk için yaratılan irade ve akıl sahibi varlıklar ise, itaat ve isyan etmekte özgür bırakılmışlardır.
“Ben cinleri ve insanları ancak Bana kulluk etsinler diye yarattım.” (Zâriyât 51/56)
“Biz ona (hayır-şer, doğru-eğri, hak-batıl...) iki yol göstermedik mi?” (Beled 90/10)
 |